melodisini sevdim bu parçanın.sözlerini anlamaya çalışmadan,ne dediklerini umursamadan dinliyorum.melodisi hüzünlü.şu anki halimin aradığı şey ise zaten anlam değil,hüznüme yakın bir şeyler,tanıdıklık.....
19 Nisan 2012 Perşembe
çürümüş döngü
sanki ben kıvrılıyorum da birileri,bir şeyler içimi oymakla meşgul.sürekli oyuyorlar içimi.ben bitmesini bekliyorum.kemiklerim kalıyor geriye.bu sefer de kemiklerimi çiziyorlar,ufalıyorlar.ben bitmesini bekliyorum, kemiklerim yok olunca.ama kemikler yok olduğu anda sağlam görünümlü vucudumun içinde bu çürümüşlükle tekrar buluyorum kendimi ve yine oymaya başlıyorlar.düşünemiyorum pek artık...
16 Nisan 2012 Pazartesi
başlık bulamama...
dersteyken doğal afetlerin günahlardan kaynaklandığını düşünen insanların söylediklerini dinlemek zorunda kalmıştım .bazıları ne diye diğerlerinden daha temiz,iyi ya da saf olduğunu düşünür ki..belki de inandıkları tanrının sevgili ,seçilmiş kulları olduklarını düşünmek rahatlatıyordur onları...
kıskanç bir insanım ben,çok hem de..benden nitelik yönünden üstün insanları görünce içimde oluşan kine engel olamam.hem o kişiden nefret ederim ,sahip olduğu özelliklerden dolayı hem başkasına karşı bu denli olumsuz hisler barındıran kendimden.hissettiklerim için kendimi suçlamayı bıraksam da sadece hissettiğim şeyi bütün yoğunluğuyla yaşasam keşke..
12 Nisan 2012 Perşembe
boşluk,sonsuzluk.....
yaşadığımı hissetmediğim,aptal ,sıkıcı günlerden biriydi bugün de..
depresyon şarkılarımdan biri..
sanırım bütün hüznü,yokluğu,çaresizliği,yalnızlığı ,her şeyin boşuna olmasını en derin hissettiren parça bana.
9 Nisan 2012 Pazartesi
güzel şeyler

gün boyu matt in fotoğraflarına baktım netten.matt i gördükçe yüzümde oluşan aptal sırıtma yukarıdaki gibiydi...
müzik grubu varmış,youtube dan grubuyla sahne aldığı birkaç kayıt buldum.


jonas ve matt in resimlerine bakınca şöyle durumlar oluşuyor...

tek yaptığım eve kapanmak.farklı olsaydım keşke diyorum,değilim , böyleyim .kendinden nefret eden aptal pasif bir insanım..

sunako nun durumuma uygun resimlerini yeterince kullandım sanırım..
matt in resimleri ....

bu resmini görünce yanına yatıp ,başımı omzuna koymak istedim ama olmuyor işte...


gözlük taktığı zamanlar daha bir tatlı oluyor :)

hâlâ bir şeyler isteyebilen halime şaşıyorum bazen.hoşlandığım birinin yanında olmak istiyorum misal.

geçen gün nette gezinirken bu dövmeyi gördüm.bunu yaptırmak istiyorum ileride.geçici dövme olur ilk etapta sanırım.dövme yaptırmayı hiç düşünmemiştim ama bunu görür görmez sevdim.
eskiden punk vari hareketli parçalar dinlerdim.
matt in taking back sunday coverını dinledim.sonra da orjinalini dinleyeyim dedim.biraz nostalji yapıyorum şimdi ,eskiden sıkça dinlediğim gruplarla.
matt gibi enerjik olmayı isterdim.hiçbir zaman böyle eğlenmedim bir yerde.pasif,sıkılgan,sıkıcı varlığımın farkına vardığım anlardan biri daha...
4 Nisan 2012 Çarşamba
bir şeyler
hayatı çoğu zaman anlamsız bulmama rağmen ders çalışmam gerekiyor.türev,limit,trigonometri,ezberlenmesi gereken edebiyat bilgileri,bir buçuk iki dakika içinde çözülmesi gereken sorular..üniversite bir yenilik getirmiyor ki.çoğunluğu liseden yeni mezun ve üç ayda birdenbire yetişkin olmuş gibi davranan insanlar,kalabalık,toplu halde bulunma gereksinimi ,çabalama,sosyalleşme uğraşı,mekan değişikliği....



charlotte un solgun,kırılgan,narin havasını seviyorum .bunu da belirtmeli.
hep içe kapanık biriydim,insanlarla ilişki kuramayan.diğerleriyle aramdaki iletişim yorgun hissettirdi beni çokluk.eskiden diğerleriyle,sözgelimi sıra arkadaşım olsun bu kişi,konuşmazdım,söyleyeceklerimin saçma olduğunu düşünürdüm,susardım.artık daha çok suskun kalıyorum.
liseden mezun oldum.başka bir şehirde üniversiteye başladım.iki üç insanla konuşuyordum bazen.çoğunlukla yalnızdım ama.konuştuğum insanları ise yüzeysel,sıkıcı buluyordum.sanırım özgüven konusunda diplerde olmam biraz kibirli olmamı engellemiyor.üniversitenin sevdiğim tek yönü kütüphanesiydi.internetin olmadığı bir ortamda asosyal birinin sığınağı kütüphane oluyor.küçük bir şehirde yaşadığım için okumak istediğim kitaplar çoğunlukla okuyacağım kitaplar olarak kaldı.
sonuç üniversite yaşantım da berbattı,en azından ilk yılı.evi özlemiştim.ama genel anlamda değil.mekan olarak,yalnız kalabileceğim bir yere gereksinme duyma açısından özlemiştim.
mekansal anlamda yalnızlık arzusundayım sanırım,hâlâ.şimdi tekrar gireceğim sınava.üniversiteye gitmek istediğimden değil.sadece bir şeylerin devamlılığı için.ben durgunluktan yana olsam da bir şeyler değişiyor,beni de peşinde sürüklüyor.sabitlikte kalıp yok olmayı yeğlerdim oysa.hayat boktan ve devam ediyor.ben eski evlerden birine çekilip orada yaşamımı sürdürmek isterdim oysa.kitap okuyayım,film, dizi izleyeyim,müzik dinleyeyim,bu kadar zayıf bir kişiliğe sahip olmayayım isterdim.bunlardan bıkınca da göçebe misali dolaşmak isterdim bir yerlerde.olmuyor işte.
kibirli,özgüven eksikliği içindeki,çirkin,asosyal,sosyalfobik,anksiyete mağduru bir aptalım.yaşamayı hiç beceremiyorum.birkaç denemem oldu normal insanlar gibi hissetmek için kendimi ama onlar gibi değilim işte.
içinde barınmak isteyeceğim evlerden... birinci resimdeki ev ilk tercihim ..
bu ağacın altında yatıp uyumak,kitap okumak..



bazen unutkanlığıma lanet ediyorum.
metis in cep defteri ile ajandasını almıştım.ben içine bir şey yazmadığım zaman daha güzel duruyorlar.kullanmaya kıyamadım.eşya bağımlısıyım.
birkaç parça...
charlotte un solgun,kırılgan,narin havasını seviyorum .bunu da belirtmeli.
31 Mart 2012 Cumartesi
----------
''-yirmi yaşında olmak budalalık gibi geliyor bana ,dedi.yirmi yaşında olmaya hiç hazır değilim,biliyor musun?bana çok garip geliyor.sanki arkamdan itip beni ilerlemeye zorluyorlar.
-benim önümde daha yedi ay var,rahat rahat hazırlanabilirim ,diye karşılık verdim gülerek.
-henüz on dokuz yaşında olduğun için şanslısın ,dedi bana,imrenmiş gibi.''
imkansızın şarkısı
30 Mart 2012 Cuma
kuragehime

kuragehime mangasına başladım birkaç gün önce.amarlardan biri olduğum kanısına vardım.harika bir manga.oldukça komik,biraz hüzünlü,biraz da romantik.animesine de yakın zamanda başlayacağım.
konusundan bahsedersem, aynı evi paylaşan otaku bayanların hayatı.kendilerini amarlar olarak adlandırırlar.tikilerden nefret ederler.
baş karakter Kurashita Tsukimi adlı bu kızdır . kendimi ona çokça benzettim bu arada.

baş karakterimiz deniz anasına karşı özel bir ilgi beslemektedir [otaku :) ].kendini ne zaman bunalımlı,kederli hissetse kurara adlı deniz anasını görmek ister.yine böyle kederli günlerinden birini yaşarken kurara yı görmeye gider.kurara yı tehlikede görüp kendince kurtarma operasyonunu gerçekleştirirken tiki bir kızın da yardımıyla kurara yı kurtarır.tiki kız o gece onun odasında kalır.eve tiki bir kızı soktuğu için zaten yeterince tedirginken bir de kızın aslında erkek olduğunu öğrenir.bu kişinin adı kuranosuke dir. ve ikisi arasında gelişen ilişki çevresinde şekillenir konu.


kuranosuke nin iki hali

bence bu haliyle de çok tatlı .

mangasının ingilizcesi için mangafox
mangasının türkçe çevirisi için elma kurdu
animesinin türkçe fansubu için de kickapoofansub adreslerini vereyim.
F.M.A. ten ...
29 Mart 2012 Perşembe
beklenti

avatar:Korra Efsanesi nin ilk bölümünü izledim bugün.şey gibi hissettirdi.çok yakın bir arkadaşınız vardır da araya bir şeyler girer.her şey değişir.sonra onu özlediğinizi fark ederseniz.onu tekrar görünce mutlu olacağınızı düşünürsünüz de her şeyin değiştiğini fark edersiniz.artık o yakınlık hissi yok olmuştur ya .öyle hissettirdi işte.harry potter ın son kısmını okurken de bunları hissetmiştim.harry ve çocukcuları. 9 üç çeyrekten çocuklarını geçiren harry.bu yabancılaşmadan nefret ediyorum.korra yı yeni avatar bölümlerini sevmedim değil.fakat alışamadım işte.belki beklentim büyüktü ondan.zuko yu aang i göremediğim,ve onları,diğerlerini özlediğimi daha çok fark ettiğim bir yapım oldu şimdilik benim için.




katara nın yaşlı halini görmesem de olurdu.neyse yine de izlemeye devam ederim herhalde.

korra yı izleyince aang ile zuko yu ölmüş gösterdiler ya.hüzünlendim biraz.

zuko yu seviyordum aang den daha çok.karakter gelişimi açısından gerçekçiydi.iyiyi de kötüyü de kutuplara çekmeden yaşıyordu .ve sanırım zuko ya aşığım hâlâ .

ayrıca üstteki resimde görünen mai adlı kişiye karşı da kıskançlık beslemekteyim..

neyse bu kadarcık..
26 Mart 2012 Pazartesi
ian

ian curtis 1980 de intihar etti.evinde kendini asarak ölmeyi tercih etmiş .joy division ın solisttiydi.
öldüğünde 23 yaşındaydı sanırım.

hayatın saçmalığından,anlamsızlığından,başka şeylerden konuşmak istediğim insanlar vardır.ian da onlardan biri.intiharı arzularken başka birinin,acı çeken birinin intihar etmiş olması üzüyor.tuhaf değil mi bu.halbuki onun niye intihar ettiğini az çok anlayabiliyorum.

21 Mart 2012 Çarşamba
çirkinliğin mahcubiyeti
enerji dolu hissetme halimin bahardan değil de manik depresif durumumun mani döneminden olduğunu anladım.yine durgun halimdeyim.iyi yazmadığımı bildiğim halde bir şeyler yazmaya çabalıyorum.yine insanlara tahammül yeteneğim köreldi .hissizlik garip,hissizliğin,sıkılganlığın beraberinde getirdiği sürekli uyuma isteği garip.
duygusal açıdan herhangi birine karşı bir şeyler hissetmiyordum.hissetsem de zaten platonik oluyor hep.
platonik duygu yoğunluğumu jonas adlı güzel insana yönelttim bir süredir.
onun resimlerine bakarken kendi çirkinliğime de hayıflanmıyor değilim.
ne zaman güzel bir şeyin farkına varsam üzüntüye gömülüyorum o güzellik karşısında.bunu anlatan bir yazı vardı galiba ama unuttum şimdi.
geçen gün ao haru ride okuyordum.bir bölümü bir ayda çıktığı için yeni bölümünü beklemesi işkenceye dönüşüyor.neyse ,yeni bölümü okuduktan bir gün sonra nette gezerken manga sitesine bakıyordum.bir sonraki bölümün de yüklendiğini gördüm.sevindim.baya hem de.demek ki hala bazı şeylerden mutlu olabiliyorum.
insanlar çevremde konuşurken çoğu zaman ne hakkında konuştuklarıyla ilgilenmesem bile dinliyormuş gibi yapıyorum.ara sıra kafamı sallıyorum ,onaylamak için.onlar gülümsediğinde ben de gülümsemeye çalışıyorum .
depresif zamanlarım normalmiş gibi geliyor uzun süredir.depresif,sıkılgan halde olmadığım eski zamanlarda neler hissettiğimi hatırlamıyorum şimdi.bazen enerji dolu oluyorum ama o durum kısa sürüyor.hayatı düzensiz,tutarsız hislerle anlamaya çalışıyorum işte.ve bu beni yoruyor,çok hem de.
ıslık çalamam ben.hiç beceremedim ıslık çalmayı.bir an aklıma geldi.üzerinde ince bir mont,elleri cebinde,ağaçlık yerde yalnız başına yürüyerek ıslık çalan biri.hiçbir şey düşünmeden yürüyen,nereye gittiğini umursamadan yürüyen biri.öyle biri değilim ben.
neyse ...
jonas a bakınca kendimi dorian gray in güzelliği karşısında afallamış çirkin kız gibi hissediyorum.
jonas ın birkaç fotoğrafı

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






