avatar:Korra Efsanesi nin ilk bölümünü izledim bugün.şey gibi hissettirdi.çok yakın bir arkadaşınız vardır da araya bir şeyler girer.her şey değişir.sonra onu özlediğinizi fark ederseniz.onu tekrar görünce mutlu olacağınızı düşünürsünüz de her şeyin değiştiğini fark edersiniz.artık o yakınlık hissi yok olmuştur ya .öyle hissettirdi işte.harry potter ın son kısmını okurken de bunları hissetmiştim.harry ve çocukcuları. 9 üç çeyrekten çocuklarını geçiren harry.bu yabancılaşmadan nefret ediyorum.korra yı yeni avatar bölümlerini sevmedim değil.fakat alışamadım işte.belki beklentim büyüktü ondan.zuko yu aang i göremediğim,ve onları,diğerlerini özlediğimi daha çok fark ettiğim bir yapım oldu şimdilik benim için.
katara nın yaşlı halini görmesem de olurdu.neyse yine de izlemeye devam ederim herhalde.
korra yı izleyince aang ile zuko yu ölmüş gösterdiler ya.hüzünlendim biraz.
zuko yu seviyordum aang den daha çok.karakter gelişimi açısından gerçekçiydi.iyiyi de kötüyü de kutuplara çekmeden yaşıyordu .ve sanırım zuko ya aşığım hâlâ .
ayrıca üstteki resimde görünen mai adlı kişiye karşı da kıskançlık beslemekteyim..
ian curtis 1980 de intihar etti.evinde kendini asarak ölmeyi tercih etmiş .joy division ın solisttiydi.
öldüğünde 23 yaşındaydı sanırım.
hayatın saçmalığından,anlamsızlığından,başka şeylerden konuşmak istediğim insanlar vardır.ian da onlardan biri.intiharı arzularken başka birinin,acı çeken birinin intihar etmiş olması üzüyor.tuhaf değil mi bu.halbuki onun niye intihar ettiğini az çok anlayabiliyorum.
enerji dolu hissetme halimin bahardan değil de manik depresif durumumun mani döneminden olduğunu anladım.yine durgun halimdeyim.iyi yazmadığımı bildiğim halde bir şeyler yazmaya çabalıyorum.yine insanlara tahammül yeteneğim köreldi .hissizlik garip,hissizliğin,sıkılganlığın beraberinde getirdiği sürekli uyuma isteği garip.
duygusal açıdan herhangi birine karşı bir şeyler hissetmiyordum.hissetsem de zaten platonik oluyor hep.
platonik duygu yoğunluğumu jonas adlı güzel insana yönelttim bir süredir.
onun resimlerine bakarken kendi çirkinliğime de hayıflanmıyor değilim.
ne zaman güzel bir şeyin farkına varsam üzüntüye gömülüyorum o güzellik karşısında.bunu anlatan bir yazı vardı galiba ama unuttum şimdi.
geçen gün ao haru ride okuyordum.bir bölümü bir ayda çıktığı için yeni bölümünü beklemesi işkenceye dönüşüyor.neyse ,yeni bölümü okuduktan bir gün sonra nette gezerken manga sitesine bakıyordum.bir sonraki bölümün de yüklendiğini gördüm.sevindim.baya hem de.demek ki hala bazı şeylerden mutlu olabiliyorum.
insanlar çevremde konuşurken çoğu zaman ne hakkında konuştuklarıyla ilgilenmesem bile dinliyormuş gibi yapıyorum.ara sıra kafamı sallıyorum ,onaylamak için.onlar gülümsediğinde ben de gülümsemeye çalışıyorum .
depresif zamanlarım normalmiş gibi geliyor uzun süredir.depresif,sıkılgan halde olmadığım eski zamanlarda neler hissettiğimi hatırlamıyorum şimdi.bazen enerji dolu oluyorum ama o durum kısa sürüyor.hayatı düzensiz,tutarsız hislerle anlamaya çalışıyorum işte.ve bu beni yoruyor,çok hem de.
ıslık çalamam ben.hiç beceremedim ıslık çalmayı.bir an aklıma geldi.üzerinde ince bir mont,elleri cebinde,ağaçlık yerde yalnız başına yürüyerek ıslık çalan biri.hiçbir şey düşünmeden yürüyen,nereye gittiğini umursamadan yürüyen biri.öyle biri değilim ben.
neyse ...
jonas a bakınca kendimi dorian gray in güzelliği karşısında afallamış çirkin kız gibi hissediyorum.
sonbaharı daha çok sevsem de şu anki havanın bünyemde,ruh halimde yarattığı etkiyi görmezden gelemem.hayat güzel be.
tüm boktanlığına,sıkıcılığına,anlamsızlığına rağmen ,bana rağmen yine de güzel.sosyal fobik halimden sıyrılabilseydim şu an kendimi dışarı atıp yalnız başıma dolaşıyor olurdum.acaba manik depresif dönemimin mani dönemini mi yaşıyorum şu an,belki de o yüzdendir,bahardan falan değildir.yine de nedeni önemli değil.hayatın şu anki yüzeyselliğini seviyorum işte.
sakura zamanında japonya da olsaydım diyorum kendime şu an ama neyse..
bu sefer depresif değil ,gayet eğlenceli bir parça.çirkin sesimle parçaya eşlik edesim bile var :)
dün hastaneye gittim,psikiyatriye.ilk sıradaydım.psikiyatrist gelinceye kadar 15 dakika civarında bekledim.hastanede insanları gözlemlemek hoşuma gidiyor nedense.genelde yaşlılar doldurmuştu koridoru.yaşlıları sevmediğimi bir kere daha düşündüm.kendi anneannemi,dedemi falan severim ama diğerleri itici geliyor.
belki de onların ölüme yaklaşmış olmalarını kıskanıyorumdur ,intihar edemeyip yaşamak zorunda olduğum yılları düşünüp.
yaşlı insanları düşününce aklıma cedric in dedesi geldi.insan yaşlanınca böyle olmuyor .yaşama uğraşı içinde yaşlandığını da fark etmiyor belki de çoğu.
neyse doktor gelince içeri girdim,donuk yüz ifademle.elimin titrediğini söyledi.istemsizce oluşan bu duruma pek dikkat etmemiştim.o zaman da önemsemedim zaten.ara sıra elimi havada tutuyorum göğüs hizasında.dünden beri yapıyorum bunu ve elime bakıyorum titriyor mu diye.herhangi bir amacı yok bu yaptığımın.sadece vücüdumun benden ayrı sergilediği bu hareketi gözlemliyorum o kadar.acaba antidepresanın yan etkisi mi diye düşünüyorum.bu sefer ara vermeden 8 ay boyunca kullandım.yazın bırakırım sonra tekrar başlarım diye düşünüyorum antidepresana.
yarın erken kalkmalıyım fakat kalkmaya yönelik hiçbir harekette bulunmuyorum internet başından.muhtemelen yarın gün boyu uykusuzluktan yakınacağım.uykusuz kalınca bazen insanlarla daha fazla konuşurum.genelde suskun olduğum için,uykusuzluğun bu etkisi olumlu mu olumsuz mu karar veremedim.
birkaç gün önce nette gezerken arata ismine rastladım.isim hoşuma gitti,söylenişi falan.görsellerde arama yaptım.
ilk sayfada şu fotoğrafları buldum,arata isimli oyuncunun.daha önce arata isimli bir oyuncunun var olduğunu bilmiyordum.acaba internette arata yazmasaydım hiç,bu kişinin yine de var olduğuna ilişkin bir bilgim olur muydu yaşamım boyunca.garip geldi,kişinin var olduğu hakkında insanların çoğunun bilgisinin olmaması.rahatsızlık veren varlığım sadece beni rahatsız ediyor bu denli.diğerleri için yok gibi bir şeyim.özne olmak,özne olmaktan rahatsız olmak ,böyle düşünürken nesne olduğunu fark ettiğinde aşağılık kompleksine kapılmak ya da hiçbir şey hissetmemek bu konu hakkında, tuhaf.gerçi bu durumda ben ancak cümle dışı unsur olurdum ya neyse :)
gülümsediği bir fotoğrafını da görmeyi isterdim.
garip.daha önce tanımadığım birinin fotoğrafını görmem,hoş olduğunu düşünmem ve muhtemelen onun hakkında daha fazla bilgi edinemeyecek olmam.
hayat durgun,kendimi sıkılgan hissediyorum.
sabah hava soğuk oluyor,rüzgarın yürürken saçımı savurması hoşuma gidiyor.baharın geldiğini hissettim sanki bugün biraz.
yalnız kalmak,eve kapanmak,uyumak,başını yorganın altından çıkarmamayı istemek ,ağlamak sessizce kimse fark etmeden,susmak,susmadığın zamanlar gereksiz şeyler söylemek,aklından geçenleri kimseye anlatamamak,intihara takıntılı halini anlatabileceğin kimsenin olmaması,psikologların-psikiyatristlerin bir boka yaramaması,buna rağmen o berbat halde olmamak için antidepresan almaya devam etmek,yalnızlık,kimsenin gideremeyeceğini düşündüğün bir yalnızlık,sürekli uyumayı istemek,bu aptal blog a yazmak,sosyal fobik olmak,hayatına bir şekilde devam eden her insana karşı duyulan anlamsız kıskançlık,intihar etme yöntemlerini araştırmak,yükseklikten korkmak,yüzmeyi bilmemek,çakıl taşlarını cebine doldurup nehre girmek,poşetle kendini boğmak,bileğini kesmek,uygun intihar yöntemine karar verememek,intihardan bahsederken kendini rahat hissetmek,intihara meyilli insanlara karşı duyulan yakınlık,blog unu kaldıran depresif insanın niçin bunu yaptığını düşünmek,baş ağrısı,ölüm,tanrıyı-varsa eğer ,emin değilim-yalnız,sıkılgan,depresif,umursamaz olarak düşlemek,
uyumayı istemek ,ölüm şeklinin intihar olacağını bilmek,ileride cesaret edip de her şeyi sonlandırabilmek ve ölmek,yalnız ,üşümüş halde ölmek.....
birinci sınıftayım ya da ikide .sırada tek oturuyorum.yalnızdım sanırım.yalnızlık hissetmiyordum ,yalnız hissettiğimi hatırlamıyorum.belki de o zamanlar bu kadar kendine dönük düşünen biri değildim,kendi varlığımı bu kadar dert etmiyordum.stajyer öğretmenler gelmişti sınıfa.haftada bir gün derse giriyorlardı.genelde öğrenciler gelen stajyerlerin kendi yanlarına oturmasını istiyordu.sanırım seçilmenin verdiği duygu,üstünlük hissi içindi bu istekleri . benim yanıma stajyerlerden birisi oturmuştu,ben hiçbir şey demediğim halde,yanımda oturması için hiçbir istekte bulunmadığım halde.sanırım tek oturduğum için oturmuştu yanıma.yine de biraz mutlu olmuştum.
küçüklüğümden beri bazen gergin olduğumda bazen öylesine, farkında olmadan parmak ucumdaki deriyi soyuyorum.o zamanlar tırnaklarımın kenarı hep kanardı,acırdı.tırnak kenarındaki deriyi soyduğumu ilk o fark etmişti.zaten başka da fark eden olmadı hiç.bir daha yapma demişti sanırım.ertesi hafta tekrar yanıma oturmuştu.elimi tutup ,parmak uçlarıma bakmıştı.ben yine soymuştum parmak ucumu.bir şey dememişti.
parmak uçlarımı hala soyuyorum,farkında olmadan.eskisi kadar değil ama.
merak ediyorum yanıma oturan o stajyer şimdi nasıl acaba diye.insanlara dikkat eden biriydi.
belki de benim farkıma varan ilk kişiydi,o sınıfta gerçekten var olduğumun farkına varan.
çocuklarla iletişim kurmak daha kolay beki de.
'minimum ifşa' etkili oldu yaşantımda çoğunlukla.
sınıfta kimsenin ilgi göstermediği küçük kızın varlığının birisi tarafından fark edilmesi küçük kızı sevindirmişti.kız hep yalnızlık çekti.ama hayatında bazı güzel şeyler de olmuştu,bu güzel şeyler kısa sürse de...
kız hala yalnız ,küçükken mutsuz olduğunun,yalnız olduğunun farkında değildi .artık farkında.artık ölümü düşünüyor,intiharı düşünüyor,yaşamdan pek tat almıyor,sadece anime,manga,dizi gibi şeylere kendini kaptırdığında uzun süredir hissettiği o boğulma hissini barındırmıyor kendinde.
eskiden insanların yanındayken, söz gelimi sınıftayken diğerleriyle pek konuşmazdı.düşündüklerini saçma bulurdu ve insanlara söylemekten vazgeçerdi.diğerlerinin yanında suskun kaldı hep.pek konuşmayan birinin yanında durmak istemezdi insanlar.bu yüzden kız,hep diğerlerini sıktığını düşünürdü.kendi varlığının başkalarını rahatsız ettiğini sanırdı.
20 yaşında şimdi.yaşına sahip çıkmayı pek beceremiyor.hayatını ne yapacağını bilemiyor.kendindeki bozukluğun,yanlışlığın hep var olduğunun farkında şimdi,çürümüşlüğü sonradan başlamadı hiç.
artık,diğerleriyle konuşurken sıkılan taraf kendisi.onları dinliyor gibi görünse de çoğunun ne düşündüğünü umursamıyor bile.ve yine suskun kalıyor.konuşmamak en iyisi diye geçiriyor içinden,dediklerini anlayan birisi çıkmadığı sürece.ve diğer herkes gibi o da hiçbir zaman anlaşılmadığını düşünüyor.
kendini yıpranmış hissediyor,çokça hem de.ve uyanmamayı istiyor bazen, uyuduğunda.
sanki birisinin ardından yas tutuyorum.onsuz olamayacağımı düşündüğüm birinin ardından.ama öyle biri dahil olmadı hiç yaşantıma.olmasını isterdim oysa.
anime,manga karakterlerine aşık olma potansiyelimden bahsetmiştim.aşık olmak eğer birini bütün yönleriyle sevmekse,hayallerinde onun yanında olduğunu varsaymaksa ,evet,ben anime,manga,dizi,roman,film karakterlerine aşığım.
bunu dedikten sonra daha bir sempatik göründü bana .
çevremde bulunmuş kişilerle herhangi bir romantik ilişki içinde bulunmamış olmam ,insanları umursamıyor oluşum hissiz olduğum anlamına gelmiyor belki de.insanların çoğu sevdiği kimseye kendi hayallerini yükler ve hayal ettiği kişiyi sevmeye başlar.
bense başkalarının hayal ettiği şeyleri seviyorum.
yalnızca sevginin romantik anlamıyla değil elbette.yalın ,eksiz haldeki sevgiyi de dahil ediyor içine bahsettiğim sevmek kelimesi.
mesela:
şu an death note mangasından L yanımda olsun isterdim. onunla bir şeyler hakkında konuşmak,sohbet etmek isterdim.olmuyor işte.
sanırım sevmek gerçekleşmeyeceği umulan bir şeyleri istemek yalnızca.en azından benim için şu anda öyle.