sonbaharı daha çok sevsem de şu anki havanın bünyemde,ruh halimde yarattığı etkiyi görmezden gelemem.hayat güzel be.
tüm boktanlığına,sıkıcılığına,anlamsızlığına rağmen ,bana rağmen yine de güzel.sosyal fobik halimden sıyrılabilseydim şu an kendimi dışarı atıp yalnız başıma dolaşıyor olurdum.acaba manik depresif dönemimin mani dönemini mi yaşıyorum şu an,belki de o yüzdendir,bahardan falan değildir.yine de nedeni önemli değil.hayatın şu anki yüzeyselliğini seviyorum işte.
sakura zamanında japonya da olsaydım diyorum kendime şu an ama neyse..
bu sefer depresif değil ,gayet eğlenceli bir parça.çirkin sesimle parçaya eşlik edesim bile var :)
dün hastaneye gittim,psikiyatriye.ilk sıradaydım.psikiyatrist gelinceye kadar 15 dakika civarında bekledim.hastanede insanları gözlemlemek hoşuma gidiyor nedense.genelde yaşlılar doldurmuştu koridoru.yaşlıları sevmediğimi bir kere daha düşündüm.kendi anneannemi,dedemi falan severim ama diğerleri itici geliyor.
belki de onların ölüme yaklaşmış olmalarını kıskanıyorumdur ,intihar edemeyip yaşamak zorunda olduğum yılları düşünüp.
yaşlı insanları düşününce aklıma cedric in dedesi geldi.insan yaşlanınca böyle olmuyor .yaşama uğraşı içinde yaşlandığını da fark etmiyor belki de çoğu.
neyse doktor gelince içeri girdim,donuk yüz ifademle.elimin titrediğini söyledi.istemsizce oluşan bu duruma pek dikkat etmemiştim.o zaman da önemsemedim zaten.ara sıra elimi havada tutuyorum göğüs hizasında.dünden beri yapıyorum bunu ve elime bakıyorum titriyor mu diye.herhangi bir amacı yok bu yaptığımın.sadece vücüdumun benden ayrı sergilediği bu hareketi gözlemliyorum o kadar.acaba antidepresanın yan etkisi mi diye düşünüyorum.bu sefer ara vermeden 8 ay boyunca kullandım.yazın bırakırım sonra tekrar başlarım diye düşünüyorum antidepresana.
yarın erken kalkmalıyım fakat kalkmaya yönelik hiçbir harekette bulunmuyorum internet başından.muhtemelen yarın gün boyu uykusuzluktan yakınacağım.uykusuz kalınca bazen insanlarla daha fazla konuşurum.genelde suskun olduğum için,uykusuzluğun bu etkisi olumlu mu olumsuz mu karar veremedim.
birkaç gün önce nette gezerken arata ismine rastladım.isim hoşuma gitti,söylenişi falan.görsellerde arama yaptım.
ilk sayfada şu fotoğrafları buldum,arata isimli oyuncunun.daha önce arata isimli bir oyuncunun var olduğunu bilmiyordum.acaba internette arata yazmasaydım hiç,bu kişinin yine de var olduğuna ilişkin bir bilgim olur muydu yaşamım boyunca.garip geldi,kişinin var olduğu hakkında insanların çoğunun bilgisinin olmaması.rahatsızlık veren varlığım sadece beni rahatsız ediyor bu denli.diğerleri için yok gibi bir şeyim.özne olmak,özne olmaktan rahatsız olmak ,böyle düşünürken nesne olduğunu fark ettiğinde aşağılık kompleksine kapılmak ya da hiçbir şey hissetmemek bu konu hakkında, tuhaf.gerçi bu durumda ben ancak cümle dışı unsur olurdum ya neyse :)
gülümsediği bir fotoğrafını da görmeyi isterdim.
garip.daha önce tanımadığım birinin fotoğrafını görmem,hoş olduğunu düşünmem ve muhtemelen onun hakkında daha fazla bilgi edinemeyecek olmam.
hayat durgun,kendimi sıkılgan hissediyorum.
sabah hava soğuk oluyor,rüzgarın yürürken saçımı savurması hoşuma gidiyor.baharın geldiğini hissettim sanki bugün biraz.
yalnız kalmak,eve kapanmak,uyumak,başını yorganın altından çıkarmamayı istemek ,ağlamak sessizce kimse fark etmeden,susmak,susmadığın zamanlar gereksiz şeyler söylemek,aklından geçenleri kimseye anlatamamak,intihara takıntılı halini anlatabileceğin kimsenin olmaması,psikologların-psikiyatristlerin bir boka yaramaması,buna rağmen o berbat halde olmamak için antidepresan almaya devam etmek,yalnızlık,kimsenin gideremeyeceğini düşündüğün bir yalnızlık,sürekli uyumayı istemek,bu aptal blog a yazmak,sosyal fobik olmak,hayatına bir şekilde devam eden her insana karşı duyulan anlamsız kıskançlık,intihar etme yöntemlerini araştırmak,yükseklikten korkmak,yüzmeyi bilmemek,çakıl taşlarını cebine doldurup nehre girmek,poşetle kendini boğmak,bileğini kesmek,uygun intihar yöntemine karar verememek,intihardan bahsederken kendini rahat hissetmek,intihara meyilli insanlara karşı duyulan yakınlık,blog unu kaldıran depresif insanın niçin bunu yaptığını düşünmek,baş ağrısı,ölüm,tanrıyı-varsa eğer ,emin değilim-yalnız,sıkılgan,depresif,umursamaz olarak düşlemek,
uyumayı istemek ,ölüm şeklinin intihar olacağını bilmek,ileride cesaret edip de her şeyi sonlandırabilmek ve ölmek,yalnız ,üşümüş halde ölmek.....
birinci sınıftayım ya da ikide .sırada tek oturuyorum.yalnızdım sanırım.yalnızlık hissetmiyordum ,yalnız hissettiğimi hatırlamıyorum.belki de o zamanlar bu kadar kendine dönük düşünen biri değildim,kendi varlığımı bu kadar dert etmiyordum.stajyer öğretmenler gelmişti sınıfa.haftada bir gün derse giriyorlardı.genelde öğrenciler gelen stajyerlerin kendi yanlarına oturmasını istiyordu.sanırım seçilmenin verdiği duygu,üstünlük hissi içindi bu istekleri . benim yanıma stajyerlerden birisi oturmuştu,ben hiçbir şey demediğim halde,yanımda oturması için hiçbir istekte bulunmadığım halde.sanırım tek oturduğum için oturmuştu yanıma.yine de biraz mutlu olmuştum.
küçüklüğümden beri bazen gergin olduğumda bazen öylesine, farkında olmadan parmak ucumdaki deriyi soyuyorum.o zamanlar tırnaklarımın kenarı hep kanardı,acırdı.tırnak kenarındaki deriyi soyduğumu ilk o fark etmişti.zaten başka da fark eden olmadı hiç.bir daha yapma demişti sanırım.ertesi hafta tekrar yanıma oturmuştu.elimi tutup ,parmak uçlarıma bakmıştı.ben yine soymuştum parmak ucumu.bir şey dememişti.
parmak uçlarımı hala soyuyorum,farkında olmadan.eskisi kadar değil ama.
merak ediyorum yanıma oturan o stajyer şimdi nasıl acaba diye.insanlara dikkat eden biriydi.
belki de benim farkıma varan ilk kişiydi,o sınıfta gerçekten var olduğumun farkına varan.
çocuklarla iletişim kurmak daha kolay beki de.
'minimum ifşa' etkili oldu yaşantımda çoğunlukla.
sınıfta kimsenin ilgi göstermediği küçük kızın varlığının birisi tarafından fark edilmesi küçük kızı sevindirmişti.kız hep yalnızlık çekti.ama hayatında bazı güzel şeyler de olmuştu,bu güzel şeyler kısa sürse de...
kız hala yalnız ,küçükken mutsuz olduğunun,yalnız olduğunun farkında değildi .artık farkında.artık ölümü düşünüyor,intiharı düşünüyor,yaşamdan pek tat almıyor,sadece anime,manga,dizi gibi şeylere kendini kaptırdığında uzun süredir hissettiği o boğulma hissini barındırmıyor kendinde.
eskiden insanların yanındayken, söz gelimi sınıftayken diğerleriyle pek konuşmazdı.düşündüklerini saçma bulurdu ve insanlara söylemekten vazgeçerdi.diğerlerinin yanında suskun kaldı hep.pek konuşmayan birinin yanında durmak istemezdi insanlar.bu yüzden kız,hep diğerlerini sıktığını düşünürdü.kendi varlığının başkalarını rahatsız ettiğini sanırdı.
20 yaşında şimdi.yaşına sahip çıkmayı pek beceremiyor.hayatını ne yapacağını bilemiyor.kendindeki bozukluğun,yanlışlığın hep var olduğunun farkında şimdi,çürümüşlüğü sonradan başlamadı hiç.
artık,diğerleriyle konuşurken sıkılan taraf kendisi.onları dinliyor gibi görünse de çoğunun ne düşündüğünü umursamıyor bile.ve yine suskun kalıyor.konuşmamak en iyisi diye geçiriyor içinden,dediklerini anlayan birisi çıkmadığı sürece.ve diğer herkes gibi o da hiçbir zaman anlaşılmadığını düşünüyor.
kendini yıpranmış hissediyor,çokça hem de.ve uyanmamayı istiyor bazen, uyuduğunda.
sanki birisinin ardından yas tutuyorum.onsuz olamayacağımı düşündüğüm birinin ardından.ama öyle biri dahil olmadı hiç yaşantıma.olmasını isterdim oysa.
anime,manga karakterlerine aşık olma potansiyelimden bahsetmiştim.aşık olmak eğer birini bütün yönleriyle sevmekse,hayallerinde onun yanında olduğunu varsaymaksa ,evet,ben anime,manga,dizi,roman,film karakterlerine aşığım.
bunu dedikten sonra daha bir sempatik göründü bana .
çevremde bulunmuş kişilerle herhangi bir romantik ilişki içinde bulunmamış olmam ,insanları umursamıyor oluşum hissiz olduğum anlamına gelmiyor belki de.insanların çoğu sevdiği kimseye kendi hayallerini yükler ve hayal ettiği kişiyi sevmeye başlar.
bense başkalarının hayal ettiği şeyleri seviyorum.
yalnızca sevginin romantik anlamıyla değil elbette.yalın ,eksiz haldeki sevgiyi de dahil ediyor içine bahsettiğim sevmek kelimesi.
mesela:
şu an death note mangasından L yanımda olsun isterdim. onunla bir şeyler hakkında konuşmak,sohbet etmek isterdim.olmuyor işte.
sanırım sevmek gerçekleşmeyeceği umulan bir şeyleri istemek yalnızca.en azından benim için şu anda öyle.
"Bir işle meşgul olan mutlu bir moron grubu düşünün. açık bir alana tuğla taşıyorlar. tuğlaların hepsini alanın bir ucuna dizer dizmez, bunları karşı tarafa taşımaya başlıyorlar. bu hiç durmaksızın devam ediyor ve yılın her günü aynı şeyi yapmakla meşguller. bir gün moronlardan biri kendi kendine ne yaptığını soracak kadar duraklıyor. tuğlaları taşımanın ne gibi bir amacı olduğunu düşünüyor. o andan itibaren yaptığı işten daha önce mutlu olduğu kadar mutlu değildir.
ben neden tuğlaları taşıdığını merak eden moronum.''
yukarıdaki yazıyı yazan kişiyi tanımıyorum.yazı anonim olarak geçiyordu Yalom 'un kitabında.1960 lı yıllarda yazılmış galiba yazı.
acaba nasıl biriydi diye merak edilen insanlar vardır ya ,bu yazıyı yazan benim için öyleydi.
bazen düşünüyorum .acaba intihar etti mi,gülümsediği zaman nasıl görünürdü,en sevdiği kitap neydi,ölürken neler hissetti falan diye.onu tanımak isterdim,onun gülümsemesini görmek isterdim.hayatına bir şekilde dahil olmak isterdim.
mr nobody filminden iki paylaşım :
bunu duyduğumda o çocuklardan biriymiş gibi hissediyorum kendimi.bütün hüzünlerden ,anlamsızlıklardan arınmış halde var oluyorum sanki.
-hiçbir yeteneğim yok,klasik müzik bilgim yok,sanat bilgim yok,silik ,çirkine yakın bir görüntüm var.
-öldükten sonra her şey güzel olacak türünden düşünceler beslemiyorum pek.
-benden daha iyi durumda olan insanları görünce onları kıskanıyorum ve hissettiğim yetersizlik,çaresizlik artıyor.
-başarılı değilim.elime geçen her fırsatı batırıyorum.
-insanları kendimden uzaklaştırıyorum,insanların çoğunu gereksiz buluyorum buna rağmen yalnızlıktan yakınıyorum.
-kültürel yönden içinde bulunduğum tek faaliyet insanların ortaya çıkardığı eserleri tüketmek.üretici hiçbir şey yapmıyorum.
-sanırım otakuyum,anime ,manga ya da film,kitap,yabancı dizi konusunda değil intihar,ölüm konusunda.
-hayatımın hiçbir döneminde popüler diye tabir edilen o insanlardan biri olmadım.hep yalnızlık çektim,yanımda bulunan beni arkadaşı olarak gören iki üç kişi varsa bile çoğuna karşı hiçbir yakınlık beslemedim içimden.
-sanırım orta sınıfın alt tabakası ile orta tabakası arasında bir konuma denk geliyor sosyal statüm.
-yabancı dil seviyem ortanın altında.
-antidepresan kullanıyorum.ilacım yakında bitecek.doktora gitmem gerekiyor.intihar etmekten korktuğum için ,kendimi bok gibi hissettiğim için antidepresan kullanmaya yeniden başladım.
intihar ettiğimi hayal edince ,aklımda çeşitli görüntüler belirince rahatlıyorum.sözgelimi gece evde kimse yokken,radyo eksen açıp ışığı kapatıp bileğimi kesmek.ama bunu yapmayacağım,yapamayacağım.
-hiçbir romantik ilişki içinde bulunmadım bu yaşıma kadar.
-insanlarla dışarıya çıkmam,sinemaya gitmem,zaten sinemaya tanıdığım biriyle gitmekten nefret etmişimdir.filmi izlerken konuşup duran,herhangi dikkat dağıtıcı bir ses çıkaran insanlardan nefret ederim.başkalarını bulundukları konumdan dolayı aşağılayan insanlardan daha da çok nefret ederim.
-ilkokul,lise yıllarım berbata yakın geçti.
-üniversitede ilk yılım berbattı.
-romantik ,dram,shoujo manga okuyorum ve bunları okumak beni mutlu ediyor.bazı animelerde,mangalarda ağlamışlığım var.anime,manga ,roman,dizi,film karakterlerine aşık oluyorum.
-telefon rehberimdeki kişi sayısı oldukça az.zaten telefonumun hayatımda herhangi bir işlevi de yok.gelecek sene sadece aile üyelerinin numarasını barındıracak rehberim.
-sosyal fobim var.evden dışarıya çıkmak zorunda olduğumda anksiyetem oldukça artıyor.bazen o mide bulantısına,baş ağrısına dayanamayacağımı düşünüyorum.
-bunları anlatacağım yakınımda hiçkimse yok ,sadece yazıyorum.
-sanırım hep böyle olacağım.bulunduğum yerde yanlışlıkla bulunuyormuş izlenimi vereceğim herkese.
-kendi kendime yetmeyi isterdim.yalnızlıktan yakınmamayı isterdim.yeteneğim olsun isterdim.yaşadığım için hoşnutum diyebilmeyi isterdim.