uyumayı istemek ,ölüm şeklinin intihar olacağını bilmek,ileride cesaret edip de her şeyi sonlandırabilmek ve ölmek,yalnız ,üşümüş halde ölmek.....
8 Mart 2012 Perşembe
-----------------
5 Mart 2012 Pazartesi
L'Animateur
oyuncu canlandırır rolünü oyuncu olduğunu bilmeden.yönetmen terk eder oyunu.oyuncular oynamaya devam eder terk edildiklerini düşünmeden.
L'Animateur adlı animasyon
28 Şubat 2012 Salı
'İmkansızın Şarkısı'

Haruki Murakami nin İmkansızın Şarkısı kitabını okumaya başladım dün.
sanki uzun süre yalnızlık çektikten sonra umulmadık bir anda kendin gibi biriyle tanışırsın ve onunla
sohbet edersin de bütün yalnızlığını unutursun ya.öyle hissettirdi kitap bana.
2010 yılında çıkan bir de filmi var.romanı okuduktan sonra sıra filminde.
kitap hakkında yazılmış bir yazı için ~
Norwegian Wood -kitabın İngilizce adı - the beatles ın norwegian wood parçasından almış adını.
bu parçayı daha önce dinlememiştim.ilk dinlediğimde belki de kitaptan dolayı hüzünlü geldi oldukça.
27 Şubat 2012 Pazartesi
burukluk
birinci sınıftayım ya da ikide .sırada tek oturuyorum.yalnızdım sanırım.yalnızlık hissetmiyordum ,yalnız hissettiğimi hatırlamıyorum.belki de o zamanlar bu kadar kendine dönük düşünen biri değildim,kendi varlığımı bu kadar dert etmiyordum.stajyer öğretmenler gelmişti sınıfa.haftada bir gün derse giriyorlardı.genelde öğrenciler gelen stajyerlerin kendi yanlarına oturmasını istiyordu.sanırım seçilmenin verdiği duygu,üstünlük hissi içindi bu istekleri . benim yanıma stajyerlerden birisi oturmuştu,ben hiçbir şey demediğim halde,yanımda oturması için hiçbir istekte bulunmadığım halde.sanırım tek oturduğum için oturmuştu yanıma.yine de biraz mutlu olmuştum.
küçüklüğümden beri bazen gergin olduğumda bazen öylesine, farkında olmadan parmak ucumdaki deriyi soyuyorum.o zamanlar tırnaklarımın kenarı hep kanardı,acırdı.tırnak kenarındaki deriyi soyduğumu ilk o fark etmişti.zaten başka da fark eden olmadı hiç.bir daha yapma demişti sanırım.ertesi hafta tekrar yanıma oturmuştu.elimi tutup ,parmak uçlarıma bakmıştı.ben yine soymuştum parmak ucumu.bir şey dememişti.
parmak uçlarımı hala soyuyorum,farkında olmadan.eskisi kadar değil ama.
merak ediyorum yanıma oturan o stajyer şimdi nasıl acaba diye.insanlara dikkat eden biriydi.
belki de benim farkıma varan ilk kişiydi,o sınıfta gerçekten var olduğumun farkına varan.
çocuklarla iletişim kurmak daha kolay beki de.
'minimum ifşa' etkili oldu yaşantımda çoğunlukla.
sınıfta kimsenin ilgi göstermediği küçük kızın varlığının birisi tarafından fark edilmesi küçük kızı sevindirmişti.kız hep yalnızlık çekti.ama hayatında bazı güzel şeyler de olmuştu,bu güzel şeyler kısa sürse de...
kız hala yalnız ,küçükken mutsuz olduğunun,yalnız olduğunun farkında değildi .artık farkında.artık ölümü düşünüyor,intiharı düşünüyor,yaşamdan pek tat almıyor,sadece anime,manga,dizi gibi şeylere kendini kaptırdığında uzun süredir hissettiği o boğulma hissini barındırmıyor kendinde.
eskiden insanların yanındayken, söz gelimi sınıftayken diğerleriyle pek konuşmazdı.düşündüklerini saçma bulurdu ve insanlara söylemekten vazgeçerdi.diğerlerinin yanında suskun kaldı hep.pek konuşmayan birinin yanında durmak istemezdi insanlar.bu yüzden kız,hep diğerlerini sıktığını düşünürdü.kendi varlığının başkalarını rahatsız ettiğini sanırdı.
20 yaşında şimdi.yaşına sahip çıkmayı pek beceremiyor.hayatını ne yapacağını bilemiyor.kendindeki bozukluğun,yanlışlığın hep var olduğunun farkında şimdi,çürümüşlüğü sonradan başlamadı hiç.
artık,diğerleriyle konuşurken sıkılan taraf kendisi.onları dinliyor gibi görünse de çoğunun ne düşündüğünü umursamıyor bile.ve yine suskun kalıyor.konuşmamak en iyisi diye geçiriyor içinden,dediklerini anlayan birisi çıkmadığı sürece.ve diğer herkes gibi o da hiçbir zaman anlaşılmadığını düşünüyor.
kendini yıpranmış hissediyor,çokça hem de.ve uyanmamayı istiyor bazen, uyuduğunda.
varolmanın yalın hali

L
sanki birisinin ardından yas tutuyorum.onsuz olamayacağımı düşündüğüm birinin ardından.ama öyle biri dahil olmadı hiç yaşantıma.olmasını isterdim oysa.

anime,manga karakterlerine aşık olma potansiyelimden bahsetmiştim.aşık olmak eğer birini bütün yönleriyle sevmekse,hayallerinde onun yanında olduğunu varsaymaksa ,evet,ben anime,manga,dizi,roman,film karakterlerine aşığım.

bunu dedikten sonra daha bir sempatik göründü bana .
çevremde bulunmuş kişilerle herhangi bir romantik ilişki içinde bulunmamış olmam ,insanları umursamıyor oluşum hissiz olduğum anlamına gelmiyor belki de.insanların çoğu sevdiği kimseye kendi hayallerini yükler ve hayal ettiği kişiyi sevmeye başlar.
bense başkalarının hayal ettiği şeyleri seviyorum.
yalnızca sevginin romantik anlamıyla değil elbette.yalın ,eksiz haldeki sevgiyi de dahil ediyor içine bahsettiğim sevmek kelimesi.
mesela:
şu an death note mangasından L yanımda olsun isterdim. onunla bir şeyler hakkında konuşmak,sohbet etmek isterdim.olmuyor işte.
sanırım sevmek gerçekleşmeyeceği umulan bir şeyleri istemek yalnızca.en azından benim için şu anda öyle.
L için ayrı bir yazı yazmalıyım sanırım.
bir de bu resmi paylaşayım.çokça sevdim.
24 Şubat 2012 Cuma
Harold and Maude (1971)
cenaze törenlerine katılmayı seven iki kişi.
intihar takıntılı,depresif harold ile neşeli,yaşadığı için mutlu olan maude.
harold sürekli intihar etmeye kalkışır ya da intihar etme anını canlandırır diyeyim.

harold --maude
harold ın intihar çeşitlemesi :
benim için özel bir film.bir yıl önce izlemiştim.tekrar izlemeliyim yakında.
filmin müziklerinden bir parça :cat stevens --don't be shy
22 Şubat 2012 Çarşamba
ben de neden tuğlaları taşıdığını merak eden moronum.
"Bir işle meşgul olan mutlu bir moron grubu düşünün. açık bir alana tuğla taşıyorlar. tuğlaların hepsini alanın bir ucuna dizer dizmez, bunları karşı tarafa taşımaya başlıyorlar. bu hiç durmaksızın devam ediyor ve yılın her günü aynı şeyi yapmakla meşguller. bir gün moronlardan biri kendi kendine ne yaptığını soracak kadar duraklıyor. tuğlaları taşımanın ne gibi bir amacı olduğunu düşünüyor. o andan itibaren yaptığı işten daha önce mutlu olduğu kadar mutlu değildir.
ben neden tuğlaları taşıdığını merak eden moronum.''
Irvin Yalom, Varoluşçu Piskoterapi kitabından alıntı.
yukarıdaki yazıyı yazan kişiyi tanımıyorum.yazı anonim olarak geçiyordu Yalom 'un kitabında.1960 lı yıllarda yazılmış galiba yazı.
acaba nasıl biriydi diye merak edilen insanlar vardır ya ,bu yazıyı yazan benim için öyleydi.
bazen düşünüyorum .acaba intihar etti mi,gülümsediği zaman nasıl görünürdü,en sevdiği kitap neydi,ölürken neler hissetti falan diye.onu tanımak isterdim,onun gülümsemesini görmek isterdim.hayatına bir şekilde dahil olmak isterdim.
mr nobody filminden iki paylaşım :
bunu duyduğumda o çocuklardan biriymiş gibi hissediyorum kendimi.bütün hüzünlerden ,anlamsızlıklardan arınmış halde var oluyorum sanki.
parçanın tamamı için buraya
bunu da ne zaman dinlesem kendimi daha da hüzünlü hissediyorum.bu şarkı daha yakın bana sanırım.
sanki her şeyin boş olduğunu her ne hayal edersem edeyim,ne yaşarsam yaşayayım yine de mutsuz,hüzünlü biri olacağımı söylüyor bana..
--bu kadar --
20 Şubat 2012 Pazartesi
rastlantısal varoluşun dayanılmaz ağırlığı
-öldükten sonra her şey güzel olacak türünden düşünceler beslemiyorum pek.
-benden daha iyi durumda olan insanları görünce onları kıskanıyorum ve hissettiğim yetersizlik,çaresizlik artıyor.
-başarılı değilim.elime geçen her fırsatı batırıyorum.
-insanları kendimden uzaklaştırıyorum,insanların çoğunu gereksiz buluyorum buna rağmen yalnızlıktan yakınıyorum.
-kültürel yönden içinde bulunduğum tek faaliyet insanların ortaya çıkardığı eserleri tüketmek.üretici hiçbir şey yapmıyorum.
-sanırım otakuyum,anime ,manga ya da film,kitap,yabancı dizi konusunda değil intihar,ölüm konusunda.
-hayatımın hiçbir döneminde popüler diye tabir edilen o insanlardan biri olmadım.hep yalnızlık çektim,yanımda bulunan beni arkadaşı olarak gören iki üç kişi varsa bile çoğuna karşı hiçbir yakınlık beslemedim içimden.
-sanırım orta sınıfın alt tabakası ile orta tabakası arasında bir konuma denk geliyor sosyal statüm.
-yabancı dil seviyem ortanın altında.
-antidepresan kullanıyorum.ilacım yakında bitecek.doktora gitmem gerekiyor.intihar etmekten korktuğum için ,kendimi bok gibi hissettiğim için antidepresan kullanmaya yeniden başladım.
intihar ettiğimi hayal edince ,aklımda çeşitli görüntüler belirince rahatlıyorum.sözgelimi gece evde kimse yokken,radyo eksen açıp ışığı kapatıp bileğimi kesmek.ama bunu yapmayacağım,yapamayacağım.
-hiçbir romantik ilişki içinde bulunmadım bu yaşıma kadar.
-insanlarla dışarıya çıkmam,sinemaya gitmem,zaten sinemaya tanıdığım biriyle gitmekten nefret etmişimdir.filmi izlerken konuşup duran,herhangi dikkat dağıtıcı bir ses çıkaran insanlardan nefret ederim.başkalarını bulundukları konumdan dolayı aşağılayan insanlardan daha da çok nefret ederim.
-ilkokul,lise yıllarım berbata yakın geçti.
-üniversitede ilk yılım berbattı.
-romantik ,dram,shoujo manga okuyorum ve bunları okumak beni mutlu ediyor.bazı animelerde,mangalarda ağlamışlığım var.anime,manga ,roman,dizi,film karakterlerine aşık oluyorum.
-telefon rehberimdeki kişi sayısı oldukça az.zaten telefonumun hayatımda herhangi bir işlevi de yok.gelecek sene sadece aile üyelerinin numarasını barındıracak rehberim.
-sosyal fobim var.evden dışarıya çıkmak zorunda olduğumda anksiyetem oldukça artıyor.bazen o mide bulantısına,baş ağrısına dayanamayacağımı düşünüyorum.
-bunları anlatacağım yakınımda hiçkimse yok ,sadece yazıyorum.
-sanırım hep böyle olacağım.bulunduğum yerde yanlışlıkla bulunuyormuş izlenimi vereceğim herkese.
-kendi kendime yetmeyi isterdim.yalnızlıktan yakınmamayı isterdim.yeteneğim olsun isterdim.yaşadığım için hoşnutum diyebilmeyi isterdim.
16 Şubat 2012 Perşembe
--

ben onu görmek için yolumu uzatırken o beni görmemek ,benimle karşılaşmamak için yolunu değiştiriyor.birisine karşı hissettiğim yakınlığın karşı tarafa bu kadar itici gelmesini beklemiyordum.sanırım gerçekten erkekleri uzaklaştırıcı etkiye sahibim.insanlarla aramdaki iletişimsizlikten pek de şikayetçi değilim.yani yalnızlığa alıştım,yalnızken rahatım ve seviyorum yalnız kalmayı.ama bu sefer farklı olsun istemiştim.böyle zamanlarda silik,çirkin görüntümden gerçekten nefret ediyorum.
neyse sanırım onu koukou debut taki yoh a benzettim ve onu görünce yoh un karakterini ona yükledim.değişen hiçbir şey olmadı.
yalnızlığım değişmeyecek gibi...
iki haftadır içinde bulunduğum durumdan biraz sıyrıldım sanırım bugün.kendimi hâlâ berbat hissediyorum ama önceki kadar kötü değil.uyumak dışında bir şeyler yapıyorum en azından.anime izlemek,film izlemek gibi.
uzun süredir eskisi gibi müzik dinlemiyordum.bu aralar eskiden dinlediklerimi dinliyorum tekrardan.patrick wolf dinliyorum yarım saattir.onun parçalarını ne kadar çok sevdiğimi unutmuşum.
sanırım ben nelerden hoşlandığımı unuttum.çevremde insanlar olmasa da kendimi yalnız hissetsem de beni biraz bile olsun huzurlu hissettirecek o kadar şey var ki.
patrick wolf un art ardına dinlediğim,bünyemde bağımlılık yapan parçası:
15 Şubat 2012 Çarşamba
aptal döngü
baş ağrısı,istemsizlik,mide bulantısı.huzur gidince bunlar kendini daha da etkili gösteriyor gibi.dün istemsizliğime yenildim.sadece uyudum.hiçbir şey yapmadan ,çaresizlik içinde uyudum.
insanları uzaklaştırıcı etkiye sahibim sanırım.bugüne kadar kendimi yalnızca bir kişinin yanında olduğum kişiye yakın hissettim.depresifliğimi,inanç konusundaki düşüncelerimi rahatça anlatabiliyordum ona.o benim için tek önemli kişiydi.ben ise onun için önemli kişilerden yalnızca biriydim.bunlar iki sene önceydi.şimdi o hiç yokmuş gibi,hiç dahil olmamış gibi yaşantıma,eskisi gibiyim ben.tuhaf,bir insana bu kadar değer vereceğimi düşünmezdim.onun için bu kadar vazgeçilebilir olmak üzücü.iki üç ay önce msj attı.mutlu anlaşılan son halinden.hayata artık o kadar depresif bakmıyor ,romantik ilişkisi var,arkadaşları var.onu kıskandım galiba,kendi yalnızlığıma,kendi çıkmazıma baktım da .
belki de böyle bozuk olmayı hakkettim.belki de gerçekten kötüyüm ben.belki de bireyin düşünceleri eyleme dönüşmese bile onun kötü olmasına yetiyordur.
"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra." Çavdar Tarlasında Çocuklar
holden haklıydı sanırım.
insanlar kendileri için önemli,üzücü bir haberi anlattığı zaman hiçbir şey hissetmiyorum.yüzüm de ifadesiz kalıyor .ama insanlar anlattıklarına gerçekten önem verdiğimi düşünüyor olabilir.çünkü ifadesizliğime rağmen bana kendileri hakkında bir şeyler anlatmaya devam ediyorlar.belki de sadece anlatma ihtiyacı içinde oldukları için anlatıyorlardır.anlatılan kişi önemli değildir.
gelecek sene nerede olacağımı bilmiyorum.belki ankara da belki istanbul da belki başka bir yerde.burada ,şu an bulunduğum yerde olamayacağımı biliyorum.oysa hiçbir yere gitmek istemezdim.
her türlü değişim bende mide bulantısına neden oluyor.
gazetelerdeki intihar haberlerinden de o habere yapılan yorumlardan da nefret ediyorum : bunun gibi
uzun süredir dinlememiştim :
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


