4 Haziran 2015 Perşembe

İnsanları kendimden uzak tutuyorum sanırım ,yakın olmak istediğim insanları bile.bir şekilde sonu hep yalnızlığıma varıyor.sosyal beceri yönünden gelişmemiş yeteneklerimle   insanların arasında yer açmaya çalıştım kendime,beceremedim,beceremiyorum.becerdiğimde bile onların yenında kendimi de onları da bayatlamış hissediyorum.





25 Eylül 2014 Perşembe

.

bazen çok beklediğin şeyler bir türlü olmaz.

13 Eylül 2014 Cumartesi

.

durağanlığımın bozulması çoğu zaman rahatsız ediyor.bozulmasını istesem dahi. uzun süredir bana kalan ,bende olan şey sessizlik.övününelecek bir  meziyet değil halbuki.iç sesim kayboluyor çoğu zaman. evdekilerle de pek konuşmayınca dış sesim de kullanmaya uygun olmuyor.belki de iç sesim kayboluyor değil de iç sesim benim yerimi aldı,ben pasifçe bekliyorum demeliyim.neyse.böyle bomboş kaldım işte.yankısız ,olaysız,iletişimsiz.diğerleriyle konuşmak garip geliyor.başkalarının duyduğu ,titreşimini hissettiğim ses benim değilmiş gibi.ben sadece ağzımı oynatmışım da garip biri benim yerime benim söylemeyeceğim şeyleri  aktarıyor sanki.

9 Haziran 2014 Pazartesi

_

birkaç yıl öncesine kadar daha bi kendime dönüktüm.annem babamla hiç karşılaşmamış olsa diye düşünürdüm ,böyle düşünürdüm çünkü o zamanlar hiç var olmamış olmam ikisinin  karşılaşmamasına bağlıydı.başıma gelen  olumsuzlukları,yetersizlikleri onlara yükleyebilirdim.onlar bu yüklemenin altında ezilmezlerdi ne de olsa.hak da ediyorlardı pek üzerinde düşünülmeden alınan kararlarının  bi sonucunun kendilerini suçlamasını.babam güçlüydü küçükken,pek konuşmazdı bizimle,arada bir şeyler söylerdi o kadar.annem çocuklarıyla meşgul,hem işe giden hem de evle ilgilenebilen biriydi.küçükken babamı hep güçlü,hep uyumak isteyen,biraz şişmanca kalacak  biri olarak görürdüm.annemi ise yorulmayan,televizyon izlemeyi seven,kendi halinde biri olarak..büyümek kötü..artık ikisinin de yalnız,bir şeylerle uğraşmaktan bıkmış,yorgun,alıngan halde olduklarını farketmek  birazcık da olsa büyümek sanırım.ve onlara üzülmek.onlardan daha sağlıklı,konuşkan olmak,yapılacak şeyler biriktirmek ilerisi için üzücü..yine düşündüm hiç karşılaşmamış olsaydı annemle babam diye..kendi mutlulukları için diledim bu defa  bunu.belki o zaman birazcık da olsa mutlu olabilirlerdi.

25 Mayıs 2014 Pazar

..:..:..:..

sabitlenmiş,donmuşum gibi.herkes devam ederken bir şeylere ben öylece donmuşum gibi.eskiden zeki olduğumu düşünürdüm,bir şeylere ilgili,bilgilenmeye istekli.uzun süredir hiçbirşeyim  ben.halinden hoşnutsuz şekilde köşesine çekilmiş ,diğerlerini kıskanmaktan başka bi şey yapmayan biriyim..hayatımda özel diyebileceğim hiçkimsem yok.bir zamanlar varsa bile uzun süredir yok..sıkıldım:sabitliğimden.

15 Şubat 2014 Cumartesi

----


davranışların,yapılan şeylerin sonucu değiştirmeyeceğinin fark edilmesi : öğrenilmiş çaresizlik

başlarda çabalamayıp bir şeylerin değişmesini bekleyip durmak..gözlemci  olmaktan sıkılmak,istenilenin başkası tarafından gerçekleştirilmesini ve sunulması beklemenin mantıksız olduğunu anlamak..
istediğin şeyler için çabalamak,yorulmak--çünkü aktiflik sana göre değil--tüm uğraşlardan sonra fark edilen şey hiçbir şey değişmez.her şey çabalamadan önceki halinde..çabaların bi boka yaramamış..sen hala hiç bi haltı beceremeyen kendine güvenemeyen silik kızsın..büyüyememişsin hiç.kendine güvenmeyi bi türlü becerememişsin..hala anlam arayıp durmayı bırak yaptığın her boktan şeye..
çabalamaktan vazgeçiş..pasifliğe dönüş..sıradanlığı kabulleniş..yalnızlığı kabulleniş diye sürekli kendine hatırlattığın bi başınalık..





genshiken in  kapanış parçası  gereksiz beklentileri hatırlatıyor bana..beklenti sonrası üzüntüyü falan..

25 Aralık 2013 Çarşamba

uzun süredir pek bi şey yapmıyorum sanırım.aslında hiçbir şey yapmıyorum doğru dürüst..yakında figür almayı başarırım umarım..bu aralar takıntılı olduğum bir figür var fma den.stoklarda kalmadığı için çoğu yerde oldukça pahalıya satılıyor..onu araştırıyorum kafayı takmış halde..sakisaka nın mangalarına baktım geçenlerde satın almak için 450 yene buldum ama kargo ücreti kendisinden daha pahalıya gelecek gibi.o sevdamı da erteledim şimdilik..başka ne yapıyorum?anime izliyorum.ama çok değil..dersler çok yorucu.tatilleri uyuyarak geçiriyorum hem..sanırım hayatımdaki en büyük yenilik japonca dersine başlamam oldu..hiraganayı öğrendim..final sınavına az kaldı..çalışmam gerekiyor ona da.


çok gereksiz,boş hissediyorum kendimi.daha doğrusu hissetmekten farklı bi şey bu..durumun farkında olmak gibi..

bir de hala kou yu çok seviyorum ben.--konuyla alakasız, boş insan cümlesi--




















nhk dan

19 Kasım 2012 Pazartesi


keşke ben de haibane  olsam..


8 Kasım 2012 Perşembe

 
 
burası soğuk,yarın montumu giymeliyim sanırım,bügün oldukça üşüdüm..sınıf da soğuktu.bugün ilacımı geç içtiğimden ya da  başka nedenden dolayı bilmiyorum kendimi oldukça zayıf hissettim,hani şu  depresif,sosyal fobik halim var ya ,öyleydim işte..natsume, öyle işte..anlatmalı mı böyle şeyleri,yazmalı mıyım buraya bilmiyorum..her yerden çok uzakta yı bitirdim bu arada.beklentim altında kaldı kitap,ama yine  de güzeldi..ne güzel sözcük birleşimi bu arada kitabın adı..
şu an evimde olmak isterdim.sadece yatağımda yorganı üstüme çekip ,sessizce ağlamak için.ağlamaya da çokça ihtiyacım var..dinlediğim parçaları eskitmişim sanırım,sıkıcı gelmeye başladı çoğu.bir de yarın sınavım var,sabah çalışmayı düşünüyorum,yurda gidince uyurum..lise sonda da hep uyurdum,uyanmayı istemezdim,rahatlamak için intihar ediş anımı hayal ederdim.sonra,tabi ki hiçbir şey yapamadım..ne kendime ne de boktan hayatıma..ilacı iç sabah tok karnına,bir şeyleri değiştirmek değil de benim yaptığım ,çoğu şeyi kendime geri gömmek.sonra da arada sırada gözlerin hafiften dolması işte..

bu aralar ara sıra düşüyor olduğumu hissediyorum.bir ara anterrabae gibi düştüğümü düşünürdüm.geçenlerde haibane renmei yi izledim.orda rakka vardı..belki bir gün onun gibi düştüğümü hissederim,süzülür gibi..


bu parçayı paylaşmak istedim..


7 Ekim 2012 Pazar

yeni şeyler..etrafındakileri öğrenmeye çalışan,yadırgayan ben,yabancı  kimseler,yüzeysel  konuşmalar,güzel,çok güzel bir kampüs,giremediğim internet,uzak kaldığım anime ve manga,hiç değişmeyen şeyler;önemli şeyleri başkasına anlattığında hissettiğin pişmanlık ya da  romantik ilişkiden çok uzakta olmak gibi...kendine dönmeye çalışmak ama pek becerememek  ve  çoğu şeyi hala beceremediğini fark etmek..bir de  otobüste tanıştığın biriyle  hiç gitmediğin kızılay a gitmek ve biraz dolaşmak..

21 Eylül 2012 Cuma

haftaya başka şehirde olacağım ve oraya alışmaya çalışacağım.yatağımı da özleyeceğim..tedirgin hissedeceğim kendimi pekçok kere,ama yine de bir şekilde o şehirde  yaşamaya  devam edeceğim.üç-dört hafta geçtikten sonra bayram tatili nedeniyle  eve geleceğim.beni kimsenin karşılamasını istemeyeceğim.anahtarım yanında olacak.kapıyı kendi anahtarımla açacağım.ve hissetmek istemediğim başka bir his..kendi evime,odama,yatağıma bile  yabancılaşma..aitlik karmaşası..

bugün  dışarı çıkmıştım,ilkokulun yakınından geçiyordum.istikrar marşı okunuyordu.kaldırımda birkaç kişi saygı  duruşunda  marşın bitmesini bekledi.ben ise yürüdüm,beklemeden  bir şeylerin bitmesini.hiçbir şey hissetmeden.acaba  marşı duyunca  saygıda bulunanlar neler hissediyor ki.ben milliyetçi biri değilim.küçükken de öyleydim.seçemediğim ,seçmediğim  şeylere aşırı bağlılık duymak tuhaf doğrusu..

trt de yayınlanan  taciri izlemeyi bitirdim bu arada.bağımlılık yapan kore dizilerindeki bayık sahnelerin tarihi kore dizilerinde olmaması onları daha bir izlenesi yapıyor açıkçası..tabi bu, dizideki saçma yerleri görmezden gelmemi engellemiyor.
mesela ilk birkaç bölümde sang ok  takdir edilesi bir şeyi  her yaptığında  patronu tarafından  hadi anlat bakalım nasıl başardın lafını duyması ve ayrıntılı biçimde anlatırken  zekasına övgüler düzülmesini beklemesi buna rağmen alçakgönüllü görünebilmesi...
Park Da Nyung un on kaplan gücündeki koruması..
birbirininden hoşlanan insanların karşılıklı değil de yanyana durmaları ve uzaklara bakarak konuşmaları..yeşilçam filmlerini hatırlattı.birkaç şey daha vardı ama hatırlayamadım.neyse yine de güzel diziydi.


bu arada blogspot un yeni arayüzüne (daha doğrusu ben yeni geçtim) alışamadım bir türlü..resim yükleme falan daha bi kolay olmuş ama..

trt de yeni dizi başlamıştı şubat diye.ilk bölümün birazını izlemiştim.şubatı,onun gibi olanları sevdim,hatta fantastik bir yanı bile olmuş dizinin onlarla birlikte.ama  zengin kız karakteri ve onun arkadaşları,ailesi yapay duruyor.zaten o karakterler yüzünden yarısını ancak izleyebildim dizinin.


20 Eylül 2012 Perşembe





" neden farklı geliyorsun bana?neden sana uyuyorum böyle?"






"bir an çok özel göründü bana.Arima özel göründü."





kare kano dan..

15 Eylül 2012 Cumartesi

nasılsın natsume..ben,nasıl olduğumu pek bilmiyorum ,bütün gün ne yaptığımı da aslında.epeyce uyuyorum,bir şeyler yedikten sonra nette dolaşıyorum sonra tekrardan uyuyorum.evet,oldukça pasif halde geçirilen bir gün..ama yine de geçiyor işte.yalnız,hissiz geçirdiğim bir günün daha bittiğini düşünmek iyi hissettiriyor ..
papini nin kaçan ayna adlı öykü kitabı vardı.güzeldi kitap.arasıra oradaki bir öykü gelir aklıma.bütün isteklerinden kendini arındırıp,ölmeye çalışan biri hakkındaydı sanırım öykü..bu arada bir hafta oluyor rüzgarın adını bitireli.ikinci kitaba önceden bahsettiğim sebepten ötürü başlayamadım..bu sene anime izleyemeyeceğim,manga da okuyamayacağım.bilgisayarsız kalacak olmanın sonuçları..ara verdiğim şeyi yapayım ben de.bol bol roman okurum.güzel bir liste oluşturmalı ,okumak istediğim oldukça çok kitap birikmişti.onlarla vakit geçiririm ..h.hesse ,sartre,camus,kafka,dostoyevski,ursula k.le guin,h. murakami.. oldukça çokmuş.bir de john fowles ile kosinski var.üniversitenin kütüphanesine baktım da geçenlerde netten,her yerden çok uzakta kitabı varmış kütüphanede.kütüphaneye kayıt olduktan sonraki ilk işim o kitabı almak olacak.zamanında oldukça çok aramıştım o kitabı.yeniden basımı olmadığı için bulması pek mümkün olmadı benim için .. neyse böyle işte...

bir de bu parça çok hoş..

9 Eylül 2012 Pazar

hava aydınlandı biraz ,yine sabaha bıraktım uykumu..biliyor musun natsume,okunan ezanın,edilen duanın benim için pek anlamı yok artık.ya da sabaha doğru hala uyanık olmanın,güneşin doğmasının,batmasının,insanların inandıkları ilahi varlıkların...yaşamak pek bi anlamsız değil mi?ya da öldükten sonra yaşam,kim sonsuza kadar yaşamak ister ki.hiç bitmeyen zaman diliminde zoraki varoluş,kim ister ki bunu..
sabah hissedilen anksiyete bulantısı iğrenç bu arada.uyayayım en iyisi .gün ışığı pek iyi hissettirmiyor şu an..

1 Eylül 2012 Cumartesi


birilerine,birine hitap edince yazıda, yalnızlık bir parça azalıyor sanki..ben de natsume ye hitap etmeye karar verdim..neyse natsume nin kim olduğunu nasıl anlatmalı..var olmasını çokça istediğim biri diyeyim..


bugün çokça başım ağrıdı ,birkaç haftadır da huzursuzum..yarın liseden arkadaşımla buluşacağım,iki seneden sonra ilk kez göreceğim onu,buluşmayı onunla olan arkadaşlığıma veda olarak düşündüm..ikimiz de değiştikten sonra arkadaş kalmamız anlamsız geliyor..

kendimi hissetmiyorum pek bu aralar.var oluşum donuklaşmış gibi.kvothe nin ailesi öldükten sonra yaşadığı birkaç yıl var ya,onun o hali gibiyim işte..donuk,kendini unutmuş ,hissiz halde..
daha ilk kitabı bitiremedim,bitirmeye korkuyorum ,bilge adamın korkusu var daha ama yine de son 60-70 sayfa hala duruyor.

nerede okumuştum;mutlu olduğum anları ilerisi için saklıyorum,çokça mutlu olmak beni korkutuyor gibi bir cümleydi sanırım..onun gibi işte.kvothe ile geçirdiğim anların bitmesini istemediğim için kitabı okumaktan çekiniyorum.umarım ileride filme ya da diziye falan çekilmez kralkatili güncesi..aşık olunası varlıklar listemde üst sırada yer aldığı anlaşılmıştır kvothe nin.
kim kincaid tarafından yapılan resmini de ekleyeyim..

aslında saçları kızıl ama kahverengi saçlı halini daha çok sevdim..



haftaya üniversite kaydım var.ankara ya gideceğim..yolculuk yapmaktan nefret ediyorum..alıştığım mekandan başka bir yere gitmekten nefret ediyorum..neyse ,bu yazdıklarımı başka zaman okursam oldukça saçma bulacağım ama daha önce de belirttiğim gibi pek kendim gibi değilim bu aralar,bir şeyler yazayım da rahatlayayım diye düşündüm..




28 Ağustos 2012 Salı

_


berbat,yorucu bir gün..uykusuzluk bir de bunların üstüne..bugün uzun zamandır hissetmediğim şeyi hissettim.her şeyin boş olduğuna yönelik düşünceler önce,ardından yaşamım boyunca,yaşayacağım anlar boyunca yapabileceğim herhangi önemli bir şeyin olmayışının farkındalığı,sıradanlığıma lanet ediş ve ardından o tanıdık his..
yaşamda sürükleniyormuş hissi vardır ya ,o işte.o an eskiden olduğu gibi intihar ederken hayal ettim kendimi,bileğimden kan akıyor ya da boynumda ip falan işte..bunları düşününce rahatladım,eskisi gibi..
uykum var şimdi,çok hem de..
uyumalı ve bir an önce gerçeklere kısa bir veda etmeli,sonra uyanınca da niye uyandığına yönelik
lanetler sıralanmalı..

25 Ağustos 2012 Cumartesi

-

bugün bira içtim ilk kez.tadını sevmedim,hiç hem de..acıydı.acaba biranın içine çay şekeri atsam tadı yine böyle iğrenç gelir miydi ki.tadını başka türlü düşünmüştüm.bir de şarabın tadını merak ediyorum.onun tadına bakmak başka zamana artık.

23 Ağustos 2012 Perşembe

bir şeyleri yanlış yaptığımı biliyorum fakat neyi yanlış yaptığımı ,yanlış yapma nedenimi bilmiyorum..bazen yaptığım her şey yanlışmış gibi geliyor.bundan daha kötü olanı ise yapacağım her şeyin de yanlış olacağını hissetmem.
uzun süredir genel duyguları bile hissedemedim.bugün biraz yoğun anksiyeteye maruz kaldım,sonra birazı geçti.birkaç gündür halsizim,uyuyorum,uyanmak istemiyorum,başım ağrıyor,kendimi yalnız-tedirgin hissediyorum,tekrar yatağıma yöneliyorum.yatağımın üstüne uzanmanın,örtünün içine kıvrılmanın verdiği korunma hissi biraz azaltıyor huzursuzluğumu.

yazmak istediklerim tam olarak bunlar değildi aslında.nasıl hissettiğimi yazamıyorum işte..

dün uyandığımda bu parça aklımdaydı.paylaşmadan olmaz..


21 Ağustos 2012 Salı




"İnsanlara
ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu."

Sabahattin Ali



18 Ağustos 2012 Cumartesi

birkaç ay sonra ankara da yaşamaya başlayacağım.üniversiteye alışma süreci,yurtta kalmak ..bunları düşününce tedirgin oluyorum çokça..