berbat,yorucu bir gün..uykusuzluk bir de bunların üstüne..bugün uzun zamandır hissetmediğim şeyi hissettim.her şeyin boş olduğuna yönelik düşünceler önce,ardından yaşamım boyunca,yaşayacağım anlar boyunca yapabileceğim herhangi önemli bir şeyin olmayışının farkındalığı,sıradanlığıma lanet ediş ve ardından o tanıdık his..
yaşamda sürükleniyormuş hissi vardır ya ,o işte.o an eskiden olduğu gibi intihar ederken hayal ettim kendimi,bileğimden kan akıyor ya da boynumda ip falan işte..bunları düşününce rahatladım,eskisi gibi..
uykum var şimdi,çok hem de..
uyumalı ve bir an önce gerçeklere kısa bir veda etmeli,sonra uyanınca da niye uyandığına yönelik
bugün bira içtim ilk kez.tadını sevmedim,hiç hem de..acıydı.acaba biranın içine çay şekeri atsam tadı yine böyle iğrenç gelir miydi ki.tadını başka türlü düşünmüştüm.bir de şarabın tadını merak ediyorum.onun tadına bakmak başka zamana artık.
23 Ağustos 2012 Perşembe
bir şeyleri yanlış yaptığımı biliyorum fakat neyi yanlış yaptığımı ,yanlış yapma nedenimi bilmiyorum..bazen yaptığım her şey yanlışmış gibi geliyor.bundan daha kötü olanı ise yapacağım her şeyin de yanlış olacağını hissetmem.
uzun süredir genel duyguları bile hissedemedim.bugün biraz yoğun anksiyeteye maruz kaldım,sonra birazı geçti.birkaç gündür halsizim,uyuyorum,uyanmak istemiyorum,başım ağrıyor,kendimi yalnız-tedirgin hissediyorum,tekrar yatağıma yöneliyorum.yatağımın üstüne uzanmanın,örtünün içine kıvrılmanın verdiği korunma hissi biraz azaltıyor huzursuzluğumu.
yazmak istediklerim tam olarak bunlar değildi aslında.nasıl hissettiğimi yazamıyorum işte..
dün uyandığımda bu parça aklımdaydı.paylaşmadan olmaz..
21 Ağustos 2012 Salı
"İnsanlara ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu."
Sabahattin Ali
18 Ağustos 2012 Cumartesi
birkaç ay sonra ankara da yaşamaya başlayacağım.üniversiteye alışma süreci,yurtta kalmak ..bunları düşününce tedirgin oluyorum çokça..
16 Ağustos 2012 Perşembe
yaşanılan,geçiştirilen bütün anlarda neler var....
rüzgarın adı diye harika bir roman var,hüzünlüyken nefret edilen neşeli şarkılar ve insanlar var..seçmediğin bir aile,ülke,anadil,dış görünüş var.sevmediğin görüntünü,yüzünü yansıtan aynalar,vitrin camları var.yirmi yedisinde bedenini geride bırakanlar-yokluğa karışanlar var.niçin var olduğu hiç düşünmemiş insanlar ,var oluş nedenini düşünüp de varoluşunda herhangi bir anlam bulamayan insanlar var.bergman ın filmleri,ursula k. le guin in eserleri,fowles in romanları ve daha pekçok güzel şey var..aşık olunası anime,manga karakterleri var,gençken pekçok kişinin hissettiği fakat senin hissedemediğin saf romantizmi barındıran shoujo mangalar var.mangakasını lanetlediğin ,klişe dolu aptal mangalar da var.yakın olmak istediğin,konuşmayı arzuladığın fakat ilgilerini hiç çekememiş olduğun insanlar var..sıradan olduklarının farkındalığı unutmaya çalışanlar var.nüfus fazlalığına rağmen hala üremeye devam edenler var ve bu fazla nüfusa rağmen onca insanın arasından yalnızlığını giderebilen kimse yok..
bir de güzel,hüzünlü parçalar var....
10 Ağustos 2012 Cuma
yeni bir shoujo mangaya başladım.20. bölümdeyim şimdi.kendimi berbat-vari hissettiğimde iyi geliyor mangalar.
bir süredir anime izlemiyorum.natsume nin dördüncü sezonuna geldim fakat bir türlü başlayamadım.izlemeye başlayınca hemen bitirmekten korkuyorum,bir süre öylece izlenmeyi bekleyecek..izledikten sonra natsume kadar sevebileceğim bi karakter bulamayacağım sanırım..bunalım anıma saklıyorum diyeyim.mide bulantısı,baş ağrısı,bedenin çürümüş kabuk gibi hissedildiği o anlardan birine saklayayım izleme isteğimi.
neyse ..biraz önce banyo yaptım,banyo yapınca hep uykum gelir benim.bakalım uykum ne zaman baskın çıkacak..
ao haru ride nin yeni bölümünü bekliyorum,manyak takipçi modunda,daha 14-15 gün olmasına rağmen yeni bölüme.herhalde bu manga bitene kadar iki yıl falan geçer.
başka ne yapıyorum ..dizi izliyorum..cinderella's sister adlı kore dizisi.yarıladım dizinin bölümlerini.ilk dört bölüm güzeldi de sonrası aynı keyfi vermedi izlerken.sanırım ben, bilmem kaç yıl sonra diye gösterilen bölümlerden haz etmeyen birisiyim..ister dizi ,film olsun ister roman fark etmiyor durum.kurgudaki elemanlar birden yılları geçirmiş halde karşıma çıkıverince yeni karakterleri benimsemeye çalışan insan modunda eski hallerini arıyorum onların...
kaç gündür aklımda bir film vardı,izleyemedim,erteleyip duruyorum sürekli izlemeyi.gir kanımaydı filmin adının türkçeye uyarlanmış versiyonu.belki bu gece izlerim...
birkaç ay sonra ankara da okuyacağım sanırım üniversiteyi.istediğim bölüm istediğim üniversite olacak gibi..kalacak yer sorunu canımı sıktı dün .orta sınıfın alt tabakasına mensup olmanın beraberinde getirdiği maddi durum böyle zamanlarda kendini daha da belli ediyor..biraz dışadönük,biraz kendine güvenen biri olsaydım yarı zamanlı bir işe girer ve küçük bir eve çıkardım belki.olmuyor işte...
neyse eskiden dinlediğim gruplardan birkaç parça...
hareketli parçalardandı geneli..
sum 41-artık dinlemiyorum pek.eğlenceliydiler ama..
blur -ara sıra dinliyorum ve birazcık da olsa enerjik hissediyorum kendimi bu grubu dinlerken..
belirtmeden geçmeyeyim grubun solistinin -Damon Albarn-gençkenki hali baya bi hoş.(düz- karışık saçlı,beyaz tenli erkeklerden hoşlanmam devreye girdi yine..)
acaba ne zaman kendim olacağım....ne zaman olduğum halimden memnun olacağım,kendime yönelik hoşnutsuzluklarım gidecek...acaba ne zaman parmak ucumdaki deriyi soymayı bırakacağım..
parmak ucundaki deriyi soymak kişinin kendine yönelik öfkesini bastırma,dışarı yansıtma yollarından birisiymiş...
bir de şey vardı:giyilen terlikleri birbirine paralel koymak-bunu ilk okuduğum zaman oldukça şaşırmıştım-bu da bastırılmış cinselliğin sonuncunda ortaya çıkan garip takıntıvari bir şey.terlikler v şeklinde olursa ya da v ye yakın, bastırılmış cinselliği kendinde barındıran şahıs bundan rahatsız olmakta ve paralel duruma getirene kadar terlikleri , huzursuzluğu geçmemektedir.ilginç olan ise ayakkabıda buna benzer bir durum olmuyor ya da evde giyilmeyen diğer terliklerde.yaşadığı yerde ortaya çıkıveriyor bu bıktırıcı takıntılar.
insanın kendisine dair şeyleri başka kaynaklardan öğrenmesi biraz sinir bozucu.tabi ki bu sinir olma durumumda kendime yönelik olduğunu sandığım şeylerin genellenebilir olduğunu fark etmem de etkili....
neyse,
sanırım kendime yönelik hoşnutsuzluğumun gitmesi bu yakınlarda pek olası değil....